5 Aralık 2017 Salı

Nerdesin


 Nerdesin ?

Bu yazı yazarının izniyle yayınlanmıştır. Yazı orjinalinden bir parça olarak sunulmuştur. 

 

Nerdesin peki?
O küçücük mezarda mısın?
Kuş oldun uçuyor musun yoksa?
Rüzgar oldun esip gürlüyor musun?
Börtü böcek mi oldun, çiçek mi oldun?
Havada mısın toprakta mısın?
O bakıp büyüttüğün incir ağaçlarında mısın?
Yağmur olup göğe mi karıştın?
Bulut olup dünyayı mı dolaştın?
Nerdesin?
Benim ruhum da zayi oldu seni ararken, kayıpım, adressizim, kimliksizim. Yoksa binbir zerre oldun da etrafımda mısın?
Uzaklarda ararken seni, yanıbaşımda mısın?
Görüyor musun beni?
Ağladığımda siliyor musun gözyaşlarımı ellerinle?
Hiç okşamadığın saçlarımı okşuyor musun?
Üzülme mi diyorsun?

Ezel Ebed

Babam

 

Babam

Bu yazı yazarının izniyle yayınlanmıştır. Yazının orjinaline dokunulamamış aynen korunmuştur.

 

O benim babam. Gür sesi duyulur uzaklardan. Sinirlidir. Delikanli antep kanı dolaşır damarlarında. Haksızlığa, yalana dolana hiç gelemez. Bu yaşta bile hala dikilir karşısında namertin, haksizin, zalimin. Kimseye amenna demez, ağam paşam nedir bilmez. Özü sözü birdir, lafı evirip cevirmez, yüzüne direkt söyler diyeceğini. O laf soylenecektir her türlü, bosverilmez, unutulmaz, atlanilmaz.

O benim babam. Teke tek Mustafa. Biraz deli. Biraz bıçkın. Taş fırın erkeği. Ondan beklenmez ama mutfağa girdi mi de nefis yemekler yapar. Nasi olmuş, biz yaparsak böyle yapariz diye ovunmeden de durmaz hiç.

O benim babam. Merhametlidir. Ağaç sever, ekip bicmeyi sever. Kus sever, kedi sever. Ama kafasına esti mi diktiği çiçekleri sokup atar, buduyorum diye kökünden keser baktığı ağacı, besledigi kediyi ekmek yemiyor hayin diye tekmeleyip kovar. Fosset der, govercin der, ganavoz der. Karikatür gibidir zaman zaman.

O benim babam. 7 kız babası. Cok mu talihsiz dersiniz? Bu 7 kizin hepsini okutmussa ya, hepsi hayırlı evlat olmaya ugrasiyorsa, sağlığına duaciysa. Hepsi onun gibi dosdoğru olmaya çalışıyorsa hayatta, iyi ki diyorlarsa tüm zorluklarına inat. Annem gibi fedakar, cefakar bi kadınla evlenmek nasip olduysa ona. Damatlar, torun torba kocaman bi ailenin reisi olduysa. Sevildiyse, sayildiysa, baş tacı edildiyse.

O benim babam. Bakmayın siz onun bağırıp cagirdigina. Özünde pamuk gibi, yumuşacıktir belli etmese de. Saman alevidir onun siniri.
Umursamaz, kafaya takmaz görünse de içine yer eder meseleler. En cok da kızlarınin meseleleri tabi. Hiç okşayıp sevmemis de olsa, saçlarının bir teline bile kiyamaz. Mutlu olsunlar, huzurlu olsunlar ister yuvalarında. Hakettikleri değeri görsünler ister, verilen onca emege cekilen onca zorluga degsin ister hayatları.

O benim babam. Sevgi sözcükleri bilmez, belli edemez sevgisini. Eski usul adamıdır, cocuklarini sevmenin ayıp sayildigi dönemlerden. Ama anlarsın. Bi bakisindan. Bi hareketinden. Koruyup kollamasindan. Savunmasından. Kafa yormasindan meselelere, tekrar tekrar yüz kere aynı şeyleri söylemesinden.

O benim babam. Hucrelerimin yarısı. Atarli yanım, gururum, merhametim. Dogrulugum, durustlugum. Atam. Kanım. Canım.

O benim babam. İyi ki.


Yayınlayan: Ezel Ebed

Bayram

Bayram

 

Bu yazı yazarının izniyle yayınlanmıştır. Yazının orjinal yayınındaki şekliyle tümü değiştirilmeden alıntılanmıştır.
 


Bugün bayram babam.
Sensiz ilk bayram.
Bugün bayram günü derler alem eğlenir türküsünün vaktidir babam.
Bize bayram değil maalesef.

Seni görmeye mezarlığa gittim bugün, düşünsene ne acı. Mezar taşını sevdim, toprağını okşadım, çiçeklerine baktım sadece. Seni göremedim, elini öpemedim babam.

Ne güzelmiş önceki bayramlarımız. Annemlere gidiyoruz diyebildiğimiz bayramlar. Elini öptüğümüz, cümbür cemaat neşe içinde yemek yediğimiz, her kafadan bir ses çıktığı o günler. Bizi batıracak mısınız lan deyişin. Çocuklara 5 lira verme vaadiyle elini öptürmeye çalışman. Sonra sıkılıp kaatçı var mı kaatçı demen. Gıcık verdirenlere kızman. Yüz milyon küfürle elini asker gibi dizmen. Çift deyip annemin 6 ya açmasıyla kafa yemen. En küçük çay bardağı ile çayını içmen. En büyük yemek kaşığı ile tüm yemekleri birbirine katıp hapur hupur midene indirmen. Hi hi hi diye simsiyah dişlerini göstererek gülmen. Keyfin yerindeyse bir iki türkü patlatman. Gözleri fettan güzel, yiğit muhtaç olmuş kuru soğana. Etek sarı olmasın ama babam, hastanede söylemiştin, o türkü olmasın.

Yokluğun o kadar belli ki babam. Sanki bir kişi değil de 10 kişi eksildik. Kalabalık içinde yalnızız, çok yalnızız babam.

Bu bayramı göremedin babam. İstanbul'da güzel bi hava vardı bu bayram gününde, ne sıcak ne soğuk, tam senin seveceğin bir havaydı. Bu güzel bayram gününü göremedin babam, bu güzel havayı içine çekemedin. Ve sebebin olduğumuzu bilmek nasıl ağır bir yük anlatamam babam, kahroluyor insan. Yavaş yavaş kendini yok etmek, yiyip bitirmek gibi, hem de gayet isteyerek.

Bayramın mübarek olsun babam. Öpüyorum ellerinden. Nur içinde yat. Allah ağrıtıp incitmesin seni. Canım babam.

Yayınlayan: Ezel Ebed

Heryer Sen

 

 Heryer Sen


Bu yazı yazarının izniyle yayınlanmıştır. Yazı orjinalinden bir parça olarak sunulmuştur.

 

Artık yakınından geçtiğim her hastane senin yattığın hastane. Duyduğum her ambulans sesinde ambulansın içindesin. Her ezan senin için okunuyor. Karşıma çıkan her cenaze aracında sen varsın. 


Baktığım her camide senin namazın kılındı. Gördüğüm her mezarlıkta senin mezarın var. Bu da hakettiğim cezanın ufacık bir kısmı sanırım.

Ve seni bir daha hiç göremeyeceğimi bilmek. En acı taraflarından biri de bu. Şimdiden özlemişken bir ömür nasıl geçer bilmiyorum.

Güzel babam, naif babam, pırlanta babam benim. Daha güzel bi yerlerde kavuşmak dileğiyle, öpüyorum ellerinden. Allah'a emanet ol.






Yayınlayan: Ezel Ebed

37

 

37

Bu yazı yazarının izniyle yayınlanmıştır. Yazının orjinalinden bir bölümü kullanılmıştır.



37 gün oldu babam. Dün gece sabaha karşı rüyamda gördüm seni günler sonra. Evdeyiz, sen ölmüşsün ama kıyafetlerinle bir divana yatırmışız seni. Herkes çevrende...

Birden gözlerini açıyorsun... Sonra kafanı yana bize doğru çevirip "garnez aç mı" diyorsun...

Düşünsene, ölümden uyanıyorsun ve aç mıyız diye soruyorsun.
3 kelimeden oluşan kısacık bir cümle ancak bu kadar yaralayabilir insanı.

Keşke kızsan, bağırıp çağırsan, bunu bana neden yaptınız desen. Ama sen "garnez aç mı" diyorsun. Yine de herşeye rağmen bizi düşünüyorsun.

Karşında eziliyorum, un ufak oluyorum. Kendimden daha da çok utanıyorum.

Düşünme bizi babam nolur. Aç olalım, susuz olalım, uykusuz olalım, mutsuz olalım. Hakettiğimiz ne ki zaten?

Yayınlayan: Ezel Ebed

7



7

Bu yazı yazarının izniyle yayınlanmıştır. Yazı alıntılanırken, olduğu gibi korunmuştur.

Babam, tam bir hafta oldu senden ayrılalı. Geçen hafta bu saatlerde buzdolabındaydın babam, insanlar görmeye geldi seni, hıçkırarak çıktılar yanından babam.

Sen yokken ben yemek yedim, su içtim. Ne çok sevdiğini düşünüp çay içtim, efkarlanıp sigara yaktım yanında. Uyudum, uyandım. Yürüdüm. Nefes aldım. O sevdiğin türküyü söylemeye çalıştım. Senin hiçbirini yapamadığını bile bile. Affet babam.

Ara sıra çıkardım seni aklımdan. Acım hafifledi. Bazen inkar ettim öldüğünü, kötü bir rüya zannettim. Hala hastanede misin acaba diye şüphe düştü yüreğime. Çıkıp eve gelirsin diye bekledim. Daha az ağlamaya başladım, yüreğim nasırlaştı. Alıştım sanırım. Kabullendim. Affet babam.

Eski resimlerine baktım hep. Her resimde farklı bir şeyler aradım. Mahçup bi mutluluk vardı hepsinde. Bu kadar tatlı ve güleryüzlü olduğunu ölünce farkettim ancak. Affet babam.

Evdeki kıyafetlerini sevdim, kokladım. Hangisinde kokun kalmış diye anlamaya çalıştım. O kahverengi hırkada buldum seni en çok. İçime çekip kokunu da götürmeye çalıştım yanımda. Ölmeden önce öpüp koklamadım, sarılmadım sana doğrudürüst. Affet babam.

Benim babam ne kadar mert, ne kadar cesur, ne kadar akıllıymış dedim. Yardımsevermiş, kanaatkarmış. Dünya malına asla tamah etmezmiş. Hak ve helal için yaşarmış dedim. Pırlanta gibi adammış dedim. Eşi benzeri yokmuş dedim. Ölmeden önce ufacık kusurların görünüyordu gözüme. Affet babam.

Ömrün boyunca hep bir arsa istedin, çiçekler dikip ağaçlar yetiştireceğin. Sonunda 2 metrekare bir arsan oldu, teninle besleyip kanınla sulayacağın. Affet babam.

Keşke dedim en çok. Keşkelerim burdan Fizan'a yol oldu. İçim içimi yedi. Yaptıklarım, yapamadıklarım dert oldu yüreğime. Sana layık bir evlat olamadım. Affet babam.

Ama hep iyi ki dedim. Iyi ki senin evladın oldum. Senin huyundan suyundan aldım. Vakit geçirebildim, tanıyabildim seni. Güzel sesinden türküler dinleyebildim. Hep haklı olan sivri dilinden nasiplendim. Senin gibi dosdoğru, dimdik olmayı gaye edindim. Ama doyamadım sana, yetmedi babam.

Yine güzel bir yerlerde olduğunu hayal ederek huzur bulmaya çalışıyorum babam. Ama burada da çok özleniyorsun unutma sakın. Sen böyle şeyleri duymayı sevmesen de seni çok seviyorum babam. Selametle. Babam, gerçekten gittin mi sen şimdi? Çok uzun, kötü bir kabus mu bu? Sen bilirsin sen söyle, uyuyup uyansam geçer mi babam?


Yayınlayan: Ezel Ezeb

Babama Veda



Babama Veda 

Bu yazı yazarının izniyle yayınlanmıştır. Aynı isimli yazının bir bölümü alıntılanmıştır.

 "...Babam, gerçekten gittin mi sen şimdi? Çok uzun, kötü bir kabus mu bu? Sen bilirsin sen söyle, uyuyup uyansam geçer mi babam? Delikanlı mahçup gülümsemeni de alıp mı gittin babam? Kahverengi güzel gözlerini, yumuk yumuk ellerini, minicik tertemiz ayaklarını?...."

"...Ne güzel şeyler öğrettin bize, merhameti, doğruluğu, dürüstlüğü, gururu. Hep ders verdin bize hayatın boyunca. Ama bu son dersin olmadı babam, içimize kor ateşi attın da gittin. Bu yükü son nefesimize kadar nâsı taşırız babam? "

"...Hasret kaldık yüzüne, bi bakışına. Saçını bile sevemedik. Okşayamadık, sarılıp öpemedik babam. Kokunu doya doya içimize çekemedik. O güzel sesini duyamadık. Hani çok severdin türküleri, biz şimdi boğazımız düğümlenmeden nasıl türkü dinleriz, nasıl türkü söyleriz babam? Bu bizim cezamız mı babam?"

"...Yaktın bizi babam, yüreğimizi dağladın. Kor ateşlere attın bizi. Fırtınalarda bıraktın. Ama artık düşünme bizi, sen rahat uyu. Dünya denen cehennemden çok daha güzel bi yere gittiğini düşünmek huzur veriyor az da olsa, yüreğimize su serpmeye hakkımız olmasa da. Ayağına taş değmesin babam. Yolun açık olsun. Allahaısmarladık..."



Ezel Ebed

4 Aralık 2017 Pazartesi

Babam, Zaman Unutturamasın Seni Bana

Canım Babam, Seni Çok Özlüyorum

Zaman Unutturmasın Seni Bana




Bu blok, "Baba özlemi çeken"  tüm insanlara adanmıştır.
Bu sayfadan konuya özel paylaşımlarda bulunmayı ve kendi yazılarını yayınlamak isteyen yazarlara yer açmayı amaçladık.

Amacımız babalarımızı unutmamak ve unutturmamak.
Bir bakıma onlara sürekli mesaj göndermek, gönderilemedi mesajı gelse de aldıklarına inanarak yeniden göndermek...

Belki bir gün geri dönüş alırım, ya alırsam, çocuk gibiyim şimdi, aklımda nasihatların...Düşüyorum ama kalkıyorum çoğu zaman ama hep tek başıma, kimseye sızlanamıyorum da  :..(

Yayınlayan: Ezel Ebed